Sign up with your email address to be the first to know about new products, VIP offers, blog features & more.

Hadi Gidelim Buralardan…

Posted on No tags 0

Bu aralar herkesin takıntılı olduğu konu için ben de bir şeyler yazmak istedim. Ne partizanlık, ne bi siyasi görüş ne de körü körüne bakış açıları… Sadece ve sadece içimden geçenleri söylemek istiyorum. Bu ülke tarihinde neler gördü geçirdi. Ne sıkıntılar, badireler atlattı. Ama hiçbiri bu kadar ağır olmadı belki de veya bize bu kadar ağır gelmedi. Dijital çağı doruklarında yaşayıp, damarlarımızda hissederken her şeyi eskiye götürmeye çalışmak… Vatana yapılan ihanetin belki en katmerlisi buydu. Öyle veya böyle bir şekilde bir şeyler yapmaya çalışan güzel ülkemin bütün emeklerini yok etmeye çalıştırlar hem de karaktersiz ve onursuz bir yöntemle.

Benim tek derdim şu, bütünlüğümüzü koruyabilmek. Her zaman, her yerde, her olayda bütünlüğümüzü sonuna kadar korumak. “Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır” naralarıyla gezerken, “acaba ülkeden nasıl tüyeriz, kendimizi nasıl saklarız” diye hareket etmek bütünlüğe uymuyor. Hayatın boyunca aldığın eğitimlerde şanlı tarihini sana anlattılar ve gördük ki bizim ataların kaçmak veya korkaklık gibi bir özelliği yok. Bunu öğrendin, ezberledin, yaşadın… Şimdi yakıştı mı bize kaçıp gitmek??? Asıl şu anda sonuna kadar sahip çıkmak gerekmiyor mu? Canımız pahasına vatanımıza sahip çıkıp, onu savunmak. Onun için daha etkili çalışmak ve daha fazla katkı sağlamak.

Bütün Düşüncelere Saygılıyım

Herkesin düşüncesine saygı duyarım. İsteyen istediği gibi düşünebilir veya harekete geçebilir bu konuda. Benim aklımı kurcalayan şey yukarıda bahsettiğim tutarsızlıklar. Savaştan kaçan bir millete sahip çıktık diye o milleti eleştirenler oldu, neden vatanlarına sahip çıkmadılar diye. Şimdi aynı şeyi sormak geliyor içimden. Evet biz nizami bir harp yaşamadık ancak 15 Temmuza kadar olan ve sonrasındaki hemen hemen her şey gayri nizami harp sınırları içerisinde yaşandı. Ekonomik, psikolojik, politik, vb. ne kadar silah varsa hepsi kullanıldı. En az bir harp kadar güçlü silahlar doğrultuldu bize. Peki şimdi bizim yaptığımız nedir? Ülkeyi terketmek, ülkeden kaçmak nice bir marifettir?

Gidin Tabii ki, Özgürsünüz

Gidin kardeşim, istediğiniz gibi, istediğiniz yere gidin. Ama bunu yaparken reklam haline getirmeyin. Sanki gitmek tek ve son çareymiş gibi, kurtuluşmuş gibi, hayatın devamlılığı buna bağlıymış gibi göstermeyin. Tarihinden dolayı zaten nefret edilen şanlı Türk milletini her toprak barındıramaz. Bu yüce millet de her toprağa adım atmaz.

Sağa sola yazılar yazıp, “Biz gittik çok mutluyuz, siz de kaçın buralardan” demeyin. İnsanları psikolojik olarak etkileyip, kendilerini baskı altına sokmayın. Kısa süreli ve etkisiz motivasyonlarla manipüle etmeyin bu güzel milleti.

Sözün Özü

Benim için bu ayrılış konusunda iki tane önemli nokta var. Birincisi her karışını sevdiğim bu güzel vatanımdan ayrılmak bana zulum. Zaten yetiştirme tarzı ve kültürel olarak ülke dara düştüğünden kaçmak bize yakışmaz. Aksine neler yapabileceğimizi, nasıl katkı sağlayacağımızı düşünürüz. Bu şereftir…

İkincisi, krizi fırsata çevirenler başarılı olur. Sadece maddi olarak düşünmeyin. Manevi krizleri de fırsata çevirmeliyiz. Ülkemizi her açıdan istediğimiz noktaya getirebilmek için bu krizi daha çok kullanmalı, daha fazla katkı sağlamalı ve daha etkin çalışmalıyız. Uzun süreli vatan sevgisi motivasyonu ile birleşince müthiş sonuçları çıkaracağına eminim.

 

Teşekkür ederim.

14
Gökay Bekşen - www.ottosis.com [email protected]
share