Sign up with your email address to be the first to know about new products, VIP offers, blog features & more.

Nasıl Kilo Verilir? Hem de 5 Ayda 35 Kilogram? Yeni Girişimim, Kendim!

Kurumsal hayattan uzaklaşalı 1 seneden fazla oldu. Girişimciliği tekrar keşfederken, hayatımda önemli olan konuları yeniden farkettim ve gereksiz olanları çıkartmaya başladım, 1 sene önce… Kilo vermek bunların belki de en önemlisi. Yeni girişimim adeta kendim oldum. Ana amacım kendimi tekrardan ve baştan dizayn etmek. Bu yüzden nasıl kilo verilir diyerek yaşadıklarımı sizinle paylaşıyorum…

Neden Kilo Verdim?

Kilo benim için hep kaderin bir oyunuydu. Hayatım boyunca hep kilo alıp verdim. En sevdiğim sayı 23, tesadüftür ki, adımın ilk 2, soyadımın ilk 3 harfini alınca ortaya “GÖBEK” çıkıyor(23, GÖkay BEKşen). Böyle baht mı olur bilemedim ama baktım aldı başını gidiyor olmuş 175, affedersiniz göbek deseniz benden önce mekana girip selam veriyor, göğüsler adeta Kate Upton’ın Balıkesir versiyonu derken bunun böyle olmayacağını geçte olsa anladım. Bu kadar sıkıntının üzerine bir de ara sıra içtiğim nargile ve sigara hayatı iyice cehenneme çevirdi. 50 metre ötedeki markete otomobil ile gidiyordum. Hala otomobil ile gidiyorum çünkü ben bir tembelim 🙂 Bunun dışında özel hayatı katmıyorum bile. Göbekli erkekler birçok alanda, artık, kaybediyor. Zaten kariyer siber güvenlik ile geçmiş. Kadın nüfusu yok denecek kadar az. Dışarıdan görüşebildiğim kadın sayısı ise yine az. Az olanı da kaybetmek istemedim vallahi yalan yok! Bu sebeplerden nasıl kilo verilir macerası benim için başlamış oldu.

Neden Kilo Aldım?

İş hayatı fena değildi. Az da olsa bir düzen vardı. Sabah erken kalkardım, işe giderdim. Şimdi saatler belli değil. Geç yat, iş yoksa kafana göre kalk. Ayıptır söylemesi yemek benim için büyük zevktir. Yemek için yaşayanlardanım. “Gourmande” diye de bilinirim. Önüne geleni gömünce hızlıca kilo aldım. Bir de baktım 175 kilo olmuşum. Kariyer rekorum!!! Kıyafet bulamamak bir yana, görüntü iyice çirkinleşti. He bir de hareket iyice yok oldu. Sedanter yaşama yanlışlıkla göz kırptım.

Nasıl Kilo Verilir?

Amerikayı yeniden keşfetmedim elbet. Ama kendimi yeniden keşfettim. Hatalarımı buldum. Geçmişimde nasıl kilo verdim onu çıkarttım. Tabii nasıl kilo verilir diye geniş araştırmalar da yaptım. Bu kadar kilolu hiç olmadığımdan bunu biraz daha profesyonel halletmek istedim. Bunun öncesinde yeni trendlere baktım. Bir de ne göreyim, her yer Crossfit salonu olmuş. Yalan yok ilk başta çok giydirdim Crossfite. “Böyle spor mu olur yaee” diye sürekli dalga geçtim. Sonra sağa sola sormaya başladım. Çok yakın arkadaşım olan Can Şatvan bir ara uğraşıyordu diye hatırladım. Telefon açtım kendisine. Gerekli bilgiyi ve gazı aldım. Yalnız ortada bir problem vardı. Benim hareket kabiliyeti sıfıra yakındı. Crossfit bol atlamalı, kaldırmalı indirmeli bir spor idi. Ben nasıl adapte olacağım derken aklıma özel ders geldi. Bakın 32 yaşımdayım, 3 yaşımdan beri spor yaptım. Yüzdüm, tenis oynadım, kalecilik yaptım, hatta lisanslı basketbolcu, boksör ve güreşçi olarak hayatıma renk kattım. Amerikan futbolu tecrübem de oldu. Ama en önemlisi vücut geliştirme oldu. 16-17 senedir vücut geliştirme ile uğraşırım. Bunların üzerine tonlarca diyet, çok sayıda meşhur diyetisyen, birçok diyetetik kitabı, kursu ve bilgisi öğrendim, yaşadım, tecrübe ettim. Bunları bir tarafa bıraktım ve egomu yendim. Gittim özel ders aldım arkadaş. PT yani Personal Trainer, daha da yani, Özel Antrenör.

Gelelim Crossfit Macerama!

Dediğim gibi özel antrenör ile anlaştım. Kendisi konunun en iyi uzmanlarından. Ahmet Kural, Murat Cemcir, Ümit Erdim gibi birçok ünlüye özel ders veriyor. Ben de bu zaman boyunca kendisini tanıdım ve samimi oldum. Artık iki kardeş gibiyiz. Kendisi Konuralp Koçoğlu. Milli sporcudur. Kürekten, boksa, BJJ’den, Crossfite hatta SAT komando eğitimlerine kadar birçok farklı konuda bilgisi, ilgisi, yeteneği ve uzmanlığı var. Instagram profiline buradan ulaşabilirsiniz. Geçmiş bilgisine de buradan ulaşabilirsiniz. Kendisi oldukça yoğun olduğundan yeni ders alamıyor isterseniz ben yardımcı olmaya çalışırım 🙂

İlk gün gittim Crossfit Balaban Suadiye şubesine. İçeri bir girdim, ben şok. İçimden “Bu ne lan? Bir tane bile makine yok” dedim. Zaten amcaların olayı da tamamen bu. Makine yok, makine sizsiniz. Bu sporun mottolarından birisi de “We don’t use machines, we build them”… Yani makineleri kullanmıyoruz, onları inşa ediyoruz. Çok iddialı ve patavatsız bir söz. İçimden biraz sövdükten sonra salondakileri, crossfit tabiriyle “Box”, görünce dedim adamlar galiba haklı. Bazı hocalar ve müşteriler makine gibi. Durmadan çalışıyorlar, atlıyorlar, zıplıyorlar. Ben izlerken terledim, kilo verdim. Cesaretim kırılmadı ama korktum biraz. Hatta bir kadın vardı. Öyle bir idman yaptı ki ben utancımdan köşeye kaçtım kimse beni görmesin diye. Kasları bir kadın için mükemmeldi ve estetik duruyordu.

Konuralp hocama bir şey demiyorum zaten. Adam her şeyi kaldırıyor, indiriyor. Salondakilere jiu jitsu yapıyor bazen. Adeta organik hayvan. Gaza gelip salonu yıkabilir diye düşündüğüm oldu. Bir de sürekli bana ” Seni görünce gaza geliyorum, idman yapasım geliyor” diyor sürekli. İkimiz idman yapınca sağlam spor yapıyoruz. Teşekkürün çoğunu o hak ediyor. Haftanın bazen 3 bazen 4 günü bana katlandı. Beni gaza getirdi ve beni motive etti. Hocalıktan ziyade arkadaş oldu, kardeş oldu. Birbirimizle güzel bilgiler ve konular paylaştık. Sayesinde eski gücüme hızlıca kavuştum vallahi.

Bu arada Crossfit Nedir?

Bunu sevgili hocamın yazısından araklayarak paylaşıyorum. Hatta linkini de veriyorum. Buradan okuyabilirsiniz. Crossfit aslında ağırlık kaldırma, olimpik kaldırma ve jimnastiğin birleşimi bir spor. Adeta bu üçlünün MMA versiyonu. Crossfit Balaban sayfasındaki açıklamasıyla; “CrossFit fonksiyonel hareketlerden oluşan, sürekli değişken ve yüksek yoğunluklu bir güç ve kondisyon programıdır. 2000 senesinde Santa Cruz, California’da Greg Glassman tarafından geliştirilen CrossFit, 2007’de düzenlenmeye başlanılan Games ile birlikte popularitesini okyanusun ötesine taşımış ve dünya genelinde en hızlı büyüyen ve en geçerli fonksiyonel antrenman metodu olarak kabul görmüştür.”

Crossfit Macerama Devam!

İlk gün testlerle başladıktan sonra hiç alışık olmadığım bir tarzla devam ettik. Ben ki yıllardır ağırlık kaldırırım, kas ağrılarına aşinayımdır. Ama böylesine ağrı görmedim. Devamlı ağrı olur mu demeyin oluyor. Bir süre sonra alışırsınız ama. Bir de aynı kas grubunu üst üste çalıştığımız günler oldu, oluyor. “Daha dün squat yapmadık mı?” diye çok sordum. Maksat bacak idmanının zorluğunu hatırlatmak. Bütün vücut çalışıyor bu idmanlarda. Özellikle compound yani birden fazla kas grubunu çalıştıran hareketler kullanılıyor. En meşhurları deadlift, squat, bench press, bent row, shoulder press, vb. Muazzam kaliteli hareketler. Hem kilo vermenize hem de kaslanmanıza yardımcı oluyor. Aynı kas grubu haftada birkaç gün çalışıyor.

İşin ilginç yanı ise dikkatli beslenirseniz kas kaybı veya güçsüzlük olmuyor. En azından bende olmadı. Hatta kas kütleme 10 kg ekledim. Powerlifting ve strongman idmanları da gerçekleştirdik. Hatta ve hatta boks ve güreş yaptık. Bu çeşitlilik beni hep moralli ve odaklı tuttu. Karşınızdaki hoca bu kadar yetenekli ve iyi olunca siz de ister istemez ona ayak uyduruyorsunuz.

Bu macera devam eder. Bağımlı oluyorsunuz bir süre sonra. Gitmeyince depresyona girebilirsiniz. Şimdi ise Crossfit olmadan nasıl kilo verilir düşünemiyorum artık 🙂

Tabii ki Diyeti Unutmadım

Kilo verme deyince akla hemen kalori sayma, az yeme, yağsız yeme gibi klişeler geliyor. Bunlar artık hayatımızın bir parçası olmuş. Diyet demek az yemek olmuş. Halbuki yeme biçimi veya sistemi olarak gören yok. Çok ciddi bir diyet yapmadım. Ancak dikkatli beslendim. Beni kronik olarak verdiğim kiloları geri alma sıkıntım var. Bu yüzden daha dikkatli oldum. Kilo verme sürecim devam ettiğinden, süreyi uzun tutuyorum. Fazla kilolar hızla gitse de kalanlar zorlamaya başlayacaktır.

Klasik peynir kutusu olayları zaten bitti ama ben de yapmadım. Yeri geldi lahmacun ve kebap yedim. Genellikle temiz beslendim ve hocamın bol su içme tavsiyesine hep uydum. Zaten eskiden beri çok su içerim. Kışın günde 5-6, yazın ise 8-10 litreye kadar çıktığı olur. Çok terlediğimden sıvı kaybım da çok olur. Dengelemek için çok su içmem gerekiyor. Bu zamana kadar kullandığım farklı beslenme yöntemlerini de denedim. Onları farklı yazılar olarak ileride paylaşacağım. Dediğim gibi temiz beslenmeye dikkat ettim. Gereksiz karbonhidrat ve yağdan uzak durdum. Ağır idmanlar protein alımını arttırmak gerektiğini hatırlattı bana. Bu yüzden, kalori saymadım ama karbonhidrata çok ettim. Fazlası size zulüm edebilir. Zira en tehlikeli beslenme grubudur kendisi.

Arada kaçamak olsun fast food yedim. Bir süre sonra fast food yiyeceklerin tadını kaybettiğini anlıyorsunuz veya bana öyle gelmişti. Belki hedefe odaklanmaktandır bilemiyorum. En son yediğim hamburger hiç zevk vermedi(Özel hamburgerleri kastetmiyorum, Mc Donalds gibi markalardan bahsediyorum). Elimden geldiğince sebze ve salata tükettim. Hiç aram yoktur ama zorunluluk. En azından rokaya abandım. Özellikle lahmacunla çok güzel gidiyor 🙂 Meyve konusunda ise baya sertimdir. Şeker yüzünden kendilerine yaklaşmam. İki favorim vardır; yeşil elma ve muz. Bunlar fazlasıyla yetiyor.

Yeni Deneyimler…

Bu yeme biçiminde çok farklı şeyler öğrendim. Mesela %80 kakao oranıyla bitter çikolatanın tatlı isteğimi bastıracağını hiç düşünmezdim. Chia tohumu tüketebileceğimi de düşünmezdim. Ama bunlar oldu ve güzel oldu. Değişik tatlar ve kuru yemişler sayesinde diyet yapmaktan sıkılmadım. Nasıl kilo verilir yolculuğunda sıkılmadan diyet yapabilmek benim için çok önemliydi. Tabii ki annemin eşsiz yemekleri bana çok katkı sağladı. Dışarıda da yediklerime dikkat ettim. Diyet benim için ancak böyle olabilirdi.

Supplement??

Bunlara ek olarak l-carnitine, CLA gibi daha çok termojenik bazlı destekler kullandım. Hipertirofi yani kas büyümesi idmanını sürekli tekrarlamadığımdan Whey Protein yani Protein tozunu çok kullanmadım. Genelde yağ yakıcılara şans verdim.

Kısaca Nasıl Kilo Verilir… Sıra Sonuçlarda

Genel hatlarıyla nasıl kilo verilir maceramı aktardım. Belirli başlıkları daha sonra detaylı olarak tekrar paylaşacağım. Bu bir ön söz gibidir. Bu bir özet gibidir. Değişik bilgiler ve taktikler ilerleyen yazılarımda karşınıza çıkacak.

Öncelikle neden “nasıl kilo verilir” diye bir yazdım onu anlatayım. Yaşadıklarımı paylaşmak bana zevk veriyor. Bu zamana kadar yapmadığımı yapıyorum ve uzmanlığımı yazmıyorum. Tutkulu olduğum, tecrübeli olduğum, peşinde koştuğum konuları yazacağım artık.

Gelelim sonuçlara; 35 kilo yağ gitti, 10 kilo kas geldi. Kollar bazuka gibi. Omuzlar sıra dağlara döndü. Sırtım adeta bir hava alanı. Bacaklarım ise dünyanın en büyük binasını taşıyan kolonlara benzedi. Kaslanmak müthiş sağlıklı ve zevkli bir olay. Bu arada hacim olarak büyük bir kayıp olmadı. Eğer bilmeyenler varsa yağ ve kas arasındaki hacim farkını aşağıdaki fotoğraf( 2.2 kg yağ ve kas hacim görüntüsü) ile gösterebilirim. 10 kilo oldukça büyük bir hacim demek. Hala iri bir insanım.

Bu arada kilo verince göbekte biraz sarkma oldu ne yazık ki. Onu da zamanla halletmeye çalışacağım. Hedefim estetik bir operasyon geçirmeden vücudumu düzeltebilmek. Karın kaslarımı tekrar görebilmek. Hatta belki de kaldırdığım ağırlıklarda rekor kırabilmek.

Bu zamana kadar süreci çok fazla paylaşmadım ancak bundan sonra paylaşacağım. Instagram ve Facebook sayfalarımdan daha detaylı bilgiler aktaracağım.

Beni takip ettiğiniz için teşekkür ederim.

Sevgi ve Saygılarımla

 

4
Gökay Bekşen - www.ottosis.com [email protected]
share